uzeyircayci.sitemynet.com
Üzeyir Lokman ÇAYCI

üzeyir çaycı
links
yakup yurt
mesajlar
les éditions
mes oeuvres
şiirlerim
mes poèmes
my poems
meine gedichte
concours
gök rengi
dergiler

şiirlerim



2000 NUMARALI HÜCRE

Yeryüzü
Dallarından koparılmış
Güllerin çöplüğü.
Tek tip
Elbise giymiş
İnsanlar.

Bir koşturmaca
Gökyüzünde.
Işınlarda mikroplar
Mikroplarda ışınlar.
Sırtına yüklenmiş
Aynalar
Kanatlarından yanmış
Kelebeklerin.

Deniz üstünde
Sahipsiz uçurtmalar.
Gecenin pususunda
Eriyor çocuklar.

« Dur! » diyen yok
Batan özgürlüklerin
Ucundan tutarak.
İnsan yutan
Sığınaklarda.

Onların
Geride bıraktıkları;
İzdüşümü
Baktıklarımızın.
Sonu gelmiyor
Acıların
Gözyaşı üreten
Makineler arasında.
Kökleri dışarıda
2000 numaralı hücrenin.

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Mantes la Ville
12.06.2000


DAHA MAVİYİ TANIYAMADIN EVLADIM

Daha maviyi tanıyamadın
Evladım.
Tanısaydın eğer
Gökyüzüne leke sürmez
Denizi kirletmezdin.

Dahası dahası
Körpe körpe kuşları
Kanatlarından vurup
Düşürmezdin.

Daha maviyi tanıyamadın
Evladım.
Tanısaydın eğer
Gökyüzüne uzanan elleri görür,
Işığı söndürmezdin.

Daha maviyi tanıyamadın
Evladım.

Üzeyir Lokman ÇAYCI


KAPAR KAPILARINI DOSTLARINA

İnsan nereye girerse girsin
Hangi çıkmazlarda
Kalırsa kalsın
Güneşin ışığından kaçamaz.

Yağmur, rüzgâr etkiler
Üşür soğuk havalarda...
Nufus cüzdanı üzerindeki
Vesikalık resmi gibi,
Farklılaşır bazı halleri.

Kendi içindekilerle yorumlar
Dışındakilerini
Sevmediklerini beğenmez
Beğendiklerini sevemez
Kapar kapılarını dostlarına.

Davranışları
Ve konuştukları farklılaşır
Zaman zaman.
Filmin son yazmasından
Öncesinde kalır düşüncesi
Yarı uykulu gezer
Gezerken unutur gerçekleri
Kapar kapılarını dostlarına.

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Magnanville
Mart 1999


DÜNÜN KALINTILARI
ÜZERİNDE

Yere kapanan bir taş
Dilenci ağustos böcekleri
Havayı kirleten
Çıkar panayırları.
Ve içi itibarla dolu bir tas.

Deniz kenarlarında
Ölü kaplumbağalar,
Can çekişen balıklar.
Açlar karşısında
Şerefe kadeh kaldıran
Sanıklar.

Dünün kalıntılarında
Yorgun manzaralar
Üstleri aranan menekşeler,
Güneşe kırgın zambaklar.
Sevilmeyen yaz gülleri
Çevreyi kuşatan atıklar.

Mavi
Yeşilin yanında solgun
Yeşil idama mahkûm.
Hastalıktan hayvanlar
Yakıla dursun.
Denizlerde
Zehir saçıyor batıklar.

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Paris
20.05.2001


TOPRAĞIN SOFRASINDA
BİR GELİN KIZ

Yüreğinde dört mevsim
Çiçek çiçek açılmış
Mavi umutlara sarılmış bakışları
Gelin kızın.

Kucağında seneler sonrası
Canlı bir fidan
Bakışları umutlarına eş düşüyor
Gelin kızın.

Toprağın sofrasında
Günsüz insanlar arasından
Geliyor bana doğru
Elleri sarılıyor ellerime
Gelin kızın.

Çırpınıyor yüreği
Ak umutlar dolusu gözlerinde
Bakışları tükeniyor
Toprağın sofrasında
Gelin kızın.

Üzeyir Lokman ÇAYCI


SEVGİ YERİNE

Keşke tanışmamış olsaydık
Korkuluklarla,
Fotokopi kartlarıyla,
Çukurlarla.

Bir kendini bilmezin
Deri çantayı
Tekmelediğini
Görmeseydik.

Kararan gözlere
Sevgiyi yitirmiş yüreklere
Bir gün merhem olabilseydik
Biliyoruz bütün çektiklerimiz
İnsan oluşumuzdan.
Kaybolan gençliğimizin
Çalıştığımız yılların önemini
Bu yüzden anlamıyorlar,
Hiç olmazsa misafir olduğumuzu
Kabul ettirebilseydik.

Bize gösterilen tepkiler
Çalışmadığımızdan değil
Ağzımızla kuş tutsak zor
Onlara kendimizi
Kabul ettirebilmek
Kabahatimiz
Esmer,
Siyah oluşumuzdan.

Keşke tanışmamış olsaydık
Korkuluklarla,
Fotokopi kartlarıyla,
Çukurlarla.

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Mantes La Ville
1997


İSYAN

Şarkılar başımı döndürüyor
Bir isyan var gecelerimde.

Umut kapılarımi tıkayan
Dost insanları düşündükçe
Başım dönüyor.

Gör yüreğimdeki isyanı
Gökyüzünün mavisi
Denizin çırpınışları
İnsafsızca
Oralara sürüklüyor beni.
Bilemiyorlar
İç çekişler gizli şarkılarımdaki
İsyanı.

Unutmasınlar
Beni koparamıyacaklar senden
Atamıyacaklar seni uzaklara
Bir isyan ki
Büyüdükçe büyüyor! Unutmasınlar.

Üzeyir Lokman ÇAYCI


ONLARDAN BİRİ

Bir üçüncü günün acılarıyla
Çırılçıplak bir gerçeğin üzerine
Yatarak
Uyumaya çalışıyordu
Onlardan biri.

Benliğinin iğrenç bir parçasını
Darmadağın edercesine
İçgüdüsüne bırakıyordu kendini
Onlardan biri.

Oysaki
Tütmeyen bacalarla dolu
Soğuk bir gecenin boşluğunda
Avuçları açık
Baştan çıkarılmış bakışlarını
Söndürüyordu
Ve orada arıyordu benliğini
Onlardan biri.

Üzeyir Lokman ÇAYCI


DOKUNMAYIN DA
BÜYÜSÜN ÇİÇEKLER

Sarılsınlar
Zamanın ince tellerine,
Tanısınlar derinliklerini
Yaşamanın...
Ulaşsınlar
Şiirsel görüntülere.

Zaten
Gürültüler,
Toz yığınları
Tedirgin ediyor onları...
Sadece bu da değil
Kuşkuları...
Karşı koyamıyorlar
Saldırgan böceklere.

Titreşimlerinde
Özlülükleri ;
Kıpırdayışlarında
Erdemlikleri gizli onların.

İpuçları sezgilerinde
Dostluklarının...
Yerlerinde
Güzel ve anlamlı onlar...
Oyuncakları değil
Tutkuların.

Dokunmayın da
Büyüsün çiçekler.

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Paris, 08.03.2000


İÇGÜDÜLERİMİZDE ŞEKİLLENEN
GERÇEKLER

Kapalı kapıyı
Üç kere parmaklarımla
Tıkırdattım...
"Meşguldür..." diye
Düşündüm
Sonra,
Ceketimin düğmesini
İlikleyerek
İçeriye girdim...
Başım eğikti,
Karşıya bakmaktan
Çekiniyordum...
Masaya doğru
İlerledim...
Sert bir ses
Kötü bir bakış
İçgüdülerimde
Şekilleniyordu...
O an,
Rüzgarın açtığı
Pencereye doğru
Yavaş yavaş
Başımı çevirdim...
Masa üzerindeki
Kağıtlar
Yerlere savrulmuştu...
Ben onları
Bir mahcubiyetle
Başım eğik
Tek tek topladım...
Ve masanın üzerine
Bıraktım...
Bir gürleme,
Sert bir bakış beklerken
Başımı yavaş yavaş
Kaldırdım...
İri bir koltuk
Bomboş karşımdaydı...
Törenle,
İrkilerek girdiğim
Bu makam odasından
Boş koltuğu selamlayarak
Geri adımlarla
Dışarı çıktım...
Kapı önünde bekleyenler de
Tek tek
Benim gibi yaptılar...
Hayatın iğretiliği
Rüzgârla çarpan
Pencerelerde
Akisleniyordu...

Üzeyir Lokman ÇAYCI


SULAR TERSİNE AKARKEN...

Doldur...
Doldur tersinden
Beklentilerine
Göz yaşartan zamanı!
Gülleri bırakarak
Kimler geçip gidiyor?

Eğlencelerle dolu
Sınırsız bir baharı
Bir bir kopararak
Nice renkler soluyor...

Konu ediliyor
İsimsiz kitaplara
İnsan kayıran tüccarlar,
Duygu katilleri,
Aşk düşmanları...

Gölgesinde kalıyor
Kirli havanın
Kasabalar...şehirler
Gülleri sulayan nehirler...

Doldur...
Doldur tersinden
Beklentilerine
Göz yaşartan zamanı...

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Mantes la Ville
12.10.2000


GEÇMEDİ BOR'UN PAZARI
BAĞLA EŞEĞİNİ SİKKEYE

Çanaklar kırılarak
Satılmaz...
Kârlı işler ara.
Sırtında kambur
Yün çırpar
Avradın Zâra.

Acıkan çocukların
Yem bekleyen hayvanların
Düşündürmesin seni...
Geçmedi Bor'un pazarı
Bağla eşeğini sikkeye;
Para kazanacaksın,
Gitmeyeceksin Niğde'ye...

Umutsuz kalma
Pazar meydanlarında...
Müşterilerin duysun sesini,
"Halil yine gelmiş..." desinler.
Dallarından koparılmış
Elmalarından sat,
Buz gibi yesinler...
Geçmedi Bor'un pazarı
Bağla eşeğini sikkeye;
Satacaksın malını
Para kazanacaksın,
Gitmeyeceksin Niğde'ye...

Seni üzmesin
Vurdumduymazlıklar...
Hileli işler,
Cambazlıklar...
Bırak bunları
Bir kenara,
Kafanı yorma...
Geçmedi Bor'un pazarı
Bağla eşeğini sikkeye;
Satacaksın malını
Para kazanacaksın,
Gitmeyeceksin Niğde'ye...

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Bor - 09.05.2000


ELMA KURDU

Elmanın içinde
Kurt kemirir beyazı
Kavuşmak için
Çekirdeğine hayatın...

Yeni doğmuş birisi gibi,
İrkilirken
Karanlıklardan.
Emer tadını... tuzunu
Doğanın.

Soysuzluğun magmasında
Lavlar taşır
Bencilliğine...
Uyur... uyanır
Değişmez hiç bir şey
O tadıyla kalır
Yuvasında zamanın...

Ağ örer maskesiyle
Tükenirken
Açtığı çukurlarda...
Kara gözünde kalır
Oyunlar
Kıvrım kıvrım...
Yeşiline sarılırken
Elmanın...
Güneşi batar
O gizlenir...

Özsuları kokuşur
Midesinde
Kömürleşmiş tohumların...
Birer... ikişer düşer taşları
Ördüğü duvarların...
Sonunda o,
Açıkta kalır.

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Magnanville - 26.05.2000

ÜÇÜNCÜ KARANLIK

Boşluğa vurulan
Bir prangaydı
Çelişkisinde kinin...
Renklendirilen
Rakamlar
Önyargıya dayandı.

Gerginleşen sözcükler
Takıldıkça tuzağa
Bölündü
Temmuz ışıkları
Orta yerinden...
İncelmişti dostluk
Sabahın
Selamsız başlangıcında.

Maskesi düştü
Bencilliğin
Varsayımlara
Değer biçme zamanı...
Hırsın hasılatı
Kaldırıldı
Çıkar tarlasında.

Döndürüldü çark
Soğukluğuna
Yürek atışlarının...
Tek yönlü
Esti rüzgarlar
Sabahında
Üçüncü karanlığın.

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Magnanville, 05.07.2000

¤ Bu şiir 31.03.2003 tarihinde, saat 12.55'de çok değerli Ekrem TAMER' in sunuculuğunu yaptığı TRT « Uzaktaki Yakınlarımız » proğramında tiyatrocu sevgili Tonguç tarafından okunmuştur.

YARGILANIŞIM

Yargıladılar beni çiçeklerin önünde
Çiçekler sustu
Günler konuştu ...
Gözlerimin içine girdi bir suçlama
Ben suçsuzum, dedim
Dinlemediler...

Biliyorum
Bir düşündüğü vardı çiçeklerin
Geceler şahidimdir
Dinleyin, dedim
Yıldızların söyleyişlerini...
Dinlemediler.

Yüreğime sarılan gece yarıları
Bıraktım kendimi
Gözlerimi bağlayan
Karanlıklara...
Saplanmıştı yüreğime yalnızlığım
Anlatamadım kimsesizliğimi
Dinlemediler...

Yargıladılar beni çiçeklerin önünde
Geceleri bağladılar
Kollarıma
Ve bir karanlığa sürdüler beni
Yapayalnız...

Ben suçsuzum dedim
Dinlemediler.

Üzeyir Lokman ÇAYCI


"YARGILANIŞIM" şiirinin yer aldığı yayınlar :


00.00.1975 AKŞAMLARIN DURAĞI (Turquie)
17.08.1976 KELEBEK GAZETESİ - (Turquie)
02.06.1978 YENİ BOR GAZETESİ - (Turquie)
31.07.1978 AKSARAY ULUIRMAK GAZETESI - (Turquie)
04.01.1978 MERSIN SAVAS GAZETESİ - (Turquie)
00.07.1989 NİĞDE HASRET GAZETESİ - (Turquie)
00.03.1999 PARIS PAPAGAN GAZETESİ - (France)
30.06.1996 TGRT MEHTAPLI GECELER (TV) (Turquie)
09.05.1999 TÜRKİYE'NİN SESİ RADYOSU (Turquie)
15.11.1999 RADIO VEXIN VAL DE SEINE (France)
17.06.1999 POLITIS (France)
00.03.1999 LES AMIS DE THALIE (France)
00.09.2000 DIÉRÈSE (France)
00.00.2000 LA POÉSIE CONTEMPORAINE - Anthologie (France)
00.12.2000 ENCRES VAGABONDES (France)
00.10.2001 PERSEMBE GAZETESI
29.05.2001 SEVGILIMOL - GÜNÜN SIIRI
00.01.2002 L'AERO-PAGE N° 38 (France)
00.12.2002 DIE BRÜCKE - 126 N° 4 (Germany)


AĞZINA KADAR DOLU BİR DÜNYA

Yükü sırtında geçmişin
Büklüm büklüm
Yollarını aşarak
Ben nereden nereye gelmişim?...

Karla örtülü bekleyişler
Dantel gibi işlenirken
Şiir bağında
Nedense ben
Acılara gülmüşüm!...

Merak ettiğim şeyler
Döndükçe etrafımda
Zamanında ben
Aşk tarlalarına
Şiir ekmişim...

Akreplere,
Yılanlara rağmen
Susamışım çok kere
İnsanca yaşamaya...
Bizim için örülen
Duvarları aşmaya...

Çok etkiledi beni
Düzenbazlıklar...
Her defasında
Düşünce körlüğünü
Renk körlüğünden
Daha çekilmez görmüşüm...

Yükü sırtında geçmişin
Büklüm büklüm
Yollarını aşarak
Ben nereden nereye gelmişim?...

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Istanbul
05.04.2000


"AĞZINA KADAR DOLU BİR DÜNYA şiirine 2000 Yılında
Fransa Association Poésie
TERPSICHORE
şiir ödülü verilmiştir."


MOÏSE MARCE İLE

Bir zamanlar
Biz Sevginin
Ve güzellikler peşindeydik...
Hiçbir ihtirasımız yoktu
Yükseklerde şarkı söylemeyi de
Dans etmeyi de,
Aklımızdan geçirmiyorduk...
O zamandan beri
Biz karanlıkların değil,
Aydınlıkların çocuğuyuz.
Biliyorduk
Her zaman aynı yönden
Esmezdi rüzgâr...
Sadece bizim için değildi
Kara bulutlar...
Bir zamanlar
Biz Sevgi
Ve güzellikler peşindeydik
İçimizde kardeşlik ve insanlık
Dışımızda
Berrak bir dünya vardı...
O zamandan beri
Biz karanlıkların değil
Aydınlıkların çocuğuyuz.

Üzeyir Lokman ÇAYCI


ÖĞRETMENİM

Eserin senin
Duyarsızlığın ucundaki
Yaşlı çocuklar...
Tutunmuşlar bencilliğin
Çıkıntılarından
İne ine aşağılara
Bir nesil tükeniyor...

Kırpıldıkça kenarlarından
İsyan üreten görüntüler
Üstü örtülü bir tezgah altında
Ejderhalar üretiyor pireler
Eylül onların gözlerinin içinde
Kinle oluşmuş bir yığınak
Fırsatçıların odağı
Sevgiyi imha eden bir sığınak
Ve...
Umut bağladıkları
Arkası uçurum olan
Bir dayanak...

Öğretmenim
Kurumadan
Değerleri kaynağı...
Yaklaş kılcal damarlarına
Gençliğin...

Yaklaş
Sönmüş bir duyarlığı
Zaman savurmadan.

Biliyorum
Yakanda iki el var...
Özgür değilsin iç dünyanda
Acılarla önüne düşerken yarın...

Sağında olaylar,
Solunda seni hırpalayan sırlar
Endişelerin kaynağı
Senin içinde büyüyen
Yarınlar...
Eserlerin
Sadece seni değil,
Kendilerini de göremiyorlar
Öğretmenim...

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Paris - 30. 04. 2001


BİR TANEM

Şiir okudum, şiir yazdım sana
Duygularım senin için bir tanem
Ayrılık ölüm gibi geldi bana
Zor alıştım sensizliğe bir tanem.

Gûzelliğinle rüyalarımdaydın
Seni içimde yaşattım bir tanem
Bakışlarınla hülyalarımdaydın
Zor alıştım sensizliğe bir tanem.

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Frankfurt - 1980


« DAĞ » BABAMIN ATININ ADIYDI

"Dağ" babamın atının adıydı
Kan renkliydi
Onu hesapsız
Silahıyla
Hiç bir zaman üstünde taşımazdı...
Sırtüstü düşürürdü yere...
Sevgi diliyle kişner
Kalleşliği sevmez
Dostluktan pek anlardı...

Şimdi
Kiminin düşüncesini aldılar
Kiminin ellerindekilerini
Gençlikleri birer birer sıyrıldıkça
Bedenlerinden
Nefretleri çıktı ortaya.

Destek buldu masumlara acı çektiren kimlikleri...
Bir sloganın içindeydi hayatları :
"Yaşasın inekler...
Kahrolsun dört ayaklı sinekler..."

Arkalarında onları hayal peşinde koşturan
Korkunç ve belalı bir dev...
Önlerinde uçsuz bucaksız insan yutan
Bir karanlık...
Ekilir elleriyle geleceğe bir hiç!
Alınır hasılatı sonra :
Boynu bükük bir Halime
Ve üstü açık bir samanlık...

Ağıtlar yakılır zindanlarda
Ömûrler tüketilir meydanlarda
Geride bırakılır dostluklar
Hergün yeniden yeşertilir düşmanlık.

"Dağ" babamın atının adıydı
Kan renkliydi
Onu hesapsız
Silahıyla
Hiç bir zaman üstünde taşımazdı...
Sırtüstü düşürürdü yere...
Sevgi diliyle kişner
Kalleşliği sevmez
Dostluktan pek anlardı...

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Paris - 09.08.2003


ISTANBUL

Rıhtım kuşları
Acılara koşarcasına
Denizlere sürüklüyor beni
Üstüme üstüme geldikçe sensizlikler
İnim inim inliyor Istanbul...

Bu karanlık kentte
Kaskatı kanımla
Sığamıyorum düşlerime
Boş sokaklar vurguluyor sensizliği
Kentten kente götürüyor seni Istanbul...

Bu koskoca kent acılarıma doluyor
Rıhtım kuşları beni
Yorgun gecelerine sürüklüyor
Ve orada sensizliği
Didik didik ediyor Istanbul...

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Aksaray - Istanbul


"ISTANBUL" şiirinin yer aldığı yayınlar :

09.11.1976 KELEBEK GAZETESİ (TURQUIE)
08.12.1976 NİĞDE'NİN SESİ GAZETESİ (TURQUIE)
14.05.1977 SİİRT'TE SON SÖZ GAZETESİ (TURQUIE)
06.12.1977 YENİ BOR GAZETESİ (TURQUIE)
27.01.1978 YENİ ALANYA GAZETESİ(TURQUIE)
15.05.1978 BURSA'NIN SESİ GAZETESİ(TURQUIE)
27.06.1980 İÇEL EKSPRES GAZETESİ (TURQUIE)
00.03.1999 PARİS YENİ YORUM GAZETESİ (TURQUIE)
00.07.1999 LE VILAIN PETIT CANARD (FRANCE)
00.12.1999 TERPSICHORE (FRANCE)
00.03.2000 MULTIPLES (FRANCE)
00.03.2000 TRAVERSEES (BELGIQUE)
01.06.2000 OUSTE (FRANCE)
00.09.2000 PARTERRE VERBAL - N°35 (FRANCE)
00.10.2000 LE PASSAGER CLANDESTIN (FRANCE)
00.11.2000 POESIE PARTAGE (FRANCE)
00.12.2000 LES CAHIERS DE FRANÇOIS VILLON (FRANCE)
00.12.2000 FEUILLETS ARTISTIQUES ET LITTERAIRES (FRANCE)
00.02.2001 L'ECHO DE CH'NORD (FRANCE)
00.03.2001 LE JOURNAL À SAJAT (FRANCE)
00.12.2001 LE JOURNAL SAJAT N°56 (FRANCE)
04.05.2002 ÖZGÜR KALEM (TURQUIE)
02.06.2001 CLUB DES POETES (FRANCE)
00.12.2001 REVUE INCERTAIN REGARD (FRANCE)
00.12.2001 GRI DERGI (TURQUIE)


KURTULMAK

Onun için "kurtuldu..." dedikleri zaman
Bir çocuğu dünyaya gelmişti.
Daha önce kavga ettiği komşusu
Merdivenlerden düşerek öldü...
Komşuları aleyhinde şahitlik yaptılar
Yargılandı ve hapis cezasına çarptırıldı.
Yıllar sonra bitkin vaziyette
Hapishaneden çıkarıldı.
Aleyhine şahitlik yapan komşuları
Onun için "kurtuldu..." dediler.

Bir müddet sonra
Hayatın yüklerini taşıyamadı.
Güçlükle solumaya başladı acıları.
Sonuçta hastaneye kaldırıldı.
Doktorlar ve hastabakıcılar
Geleceğin sıkıntılarını
Taşıyabilmesi için ona
Oldukça ilgi gösterdiler
Başucunda...
Onun için "kurtuldu..." denildiğinde
O hastahaneden çıkarılmıştı.

Çocuğunun çocuklarına ulaşan
İlgisizlikler zinciri
Çilelerle birlikte onu
İki büklüm yapmıştı.
Bir gün :
Evinde yalnız yaşadığı
Bir sırada
Bulunduğu yere yığıldı
Kaldı...
Onun için "kurtuldu..." dediklerinde
O ölmüştü!...

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Paris , 09.09.1999

Sensizliği
sevmiyorum ben...

Ah!... Sevginle yandım kül oldum
İnceldim, sarardım tül oldum
Düşlerimde sana kul oldum
Sensizliği sevmiyorum ben...

Ah!... Seni geliyorsun sandım
O boş sözlerine aldandım
İnan her yerde seni andım
Sensizliği sevmiyorum ben...

Üzeyir Lokman ÇAYCI
İstanbul - 1980

ÇİÇEĞİMİ BANA
GERİ VERSİNLER

Ağlarım hiç durmadan yazgıma ben
Gezerim deli gibi aşkımla ben
Onunla onsuzum biçareyim ben
Çiçeğimi bana geri versinler.

Bahçemde herşey güzeldi onunla
Aşkı tanıdım, yaşadım onunla
Hayatı sevdim, zevklendim onunla
Çiçeğimi bana geri versinler.

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Istanbul - 1979


BU SANA YETER

Sigaranla aracını
Garaja bırak!
Anahtarlarını bir kenara koy
Bisikletinle çık dışarı
Rüzgârları kovala.

Mevsimler
Şarkılarla değişirken
İlkbaharları şiirleştir.
Küçük çocukların
Nefes alış verişlerini dinle!
Yaşlı komşunu
Düşün.

Evlerin kararan duvarları
Renk değiştiren camlar
Leyleklerin
Kanatlarını kirleten
Duyarsızlıklar üzerine
Yazılar yaz.
Ve şehirlerin
Yüksek duvarlarına as!

Bunları
Uzaklardan seyrederken
Sokak gürültüleri,
Yollara konan tozlar
Ve nefes darlıkları.
Nasıl olsa değişmiyor, diye
Üzülme.

Gözbebeklerinden
Yansıyan umutlarla
Sen görevine devam et !
Bu sana yeter.

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Mantes la Ville
05.05.2001


ÇİÇEĞİMİ BANA GERİ VERSİNLER

Ağlarım hiç durmadan yazgıma ben
Gezerim deli gibi aşkımla ben
Onunla onsuzum biçareyim ben
Çiçeğimi bana geri versinler.

Bahçemde herşey güzeldi onunla
Aşkı tanıdım, yaşadım onunla
Hayatı sevdim, zevklendim onunla
Çiçeğimi bana geri versinler.

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Istanbul - 1979


ANAM AĞLAR

Ayrılık teknesinde su kaynar
Anamın dizinin dibinde bir çocuk
Açlık bir yana,
Anam ağlar
Çocuk ağlar...

Soğuk vurdukça pencereye
Yüzüstü düşer bir bakış
Ah ile yüreği yakar
Anam ağlar
Çocuk ağlar...

Diken batsa yüreğine
Kan damlasa da eteğine
Başka bir şey düşünmez
"Yavrum..." der
Anam ağlar
Çocuk ağlar...

Üzeyir Lokman ÇAYCI

"ANAM AĞLAR" başlıklı şiirim 22.06.2003 tarihinde saat 21.50'de sunuculuğunu Erkan TARHAN'ın yaptığı TRT "Saz tar ve gitar" proğramında Türk Halk Müziği'nin genç yorumcusu sevgili "TÜRKÜ HANIM" tarafından okunmuştur.


ANA

İçine attın acıları
Gözlerini kaybettin
Sevgini yitirmedin ana...

Gül gibi dokundu sözlerin
Gurbette bana
Anılarla içimdesin
İçimde ana...

Geceler mevsimleri
Mevsimler hüzünleri
Anlatıyor
Unutmak istiyorum
Bir an için
O hüzünlü anları
Ne olursun sen de unut ana...

"Mümkün değil" deme sakın
Sevgin gibi taşı
Güzel umutları
Unut artık o kara bulutları
Unut ana...

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Paris - 1999

Bu şiirim 22.06.2003 tarihinde saat 21.50' de TRT "Saz tar ve gitar" programı sunucusu, sevgili Erkan TARHAN tarafından okunmuştur.


SEN SUÇLU DEĞİLSİN ARKADAŞ

Sen suçlu değilsin arkadaş
Seni o karanlığa sürükleyen
Akşamlar suçlu...
Üzülme
Yitik günlerin acıları
Çabuk geçer.
Gözlerin nasıl olsa
Sevmeyi öğrendi
Unutmayı da öğren
Bütün acıları...

Seni meyhanelere düşüren
O gözleri unut
Hızı kesilen bakışlarının
Suçluluğuna inanma
Çünkü sen suçlu değilsin arkadaş
Seni gölgeleyen umutlar suçlu.
O donuk gözlerindeki
Unutulmuş şiirleri
Anlamasalar ne çıkar?...

Sen bilinmeyen ötelerde yalnızsın
Gözlerin de yapayalnız...
Sen suçlu değilsin arkadaş.

Üzeyir Lokman ÇAYCI


DEPREM

Uzandıkça
Tutasın gelir
Karanlığın uçlarından.
Geceler
Düş yataklarında erir.
Birçoklarının
Nefesleri kesilir
Enkazların altında.
Aç olanlardan alınır
Tok olanlara verilir.
Linç edilir
Çığlıklar.
Bulutlara perçinlenmiş
Ay ışığında.

Düz yazı gibi okunur
Gözlerinden
Hüzünler...
Bir ad konulur ustalığına
Acımasızlığın.
Acılar toprağa sarılır.

Rüzgârların esmesi fark edilmez
Yeraltlarında.
Duvar diplerinde
İnsan olmanın
Sancıları çekilir.

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Paris
19.08.1999


KAVANOZ İÇİNDE
BİR DÜNYA

Kavanoz içinde bir enkaz
Oyunlar cam gibi
Şeffaf
Yürüyor onlar
Örümcek gibi,
Aşağıya sarkarak.
Dizine kadar kin içinde kinin
Kapı değil
Sanki bir kapak
Üstünde sevginin
Yetmedi kıvrım kıvrım uzanması
Bir yerlere
Korku verdi
Tek başına
Büyüyen güllere.

Aşağı mahallelerde
Ses çıkaran kamyonlar
Heykele benzeyen
Tabancalı adamlar
Korku bir saplantı
Aç kuşun gözünde
Sevgi bir işkence
Yeryüzünde.

Zaman
Masa başında eriyen kaygı ;
Adalet göz çapağı
Eşitlik yapay bir gül
Yoksulun elinde
Kardeşlik içi boş bir rüya
Garibin üzerinde.
Karanlık efsanesi
Elleri kanlı trenin
Yangın... deprem
Ve gözyaşı malzemesi
Mahkemenin.

Kavanoz içinde bir enkaz,
Oyunlar cam gibi
Şeffaf.
Yürüyor onlar
Örümcek gibi,
Aşağıya sarkarak.

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Mantes la Ville
15.05.2001


AVCI KUŞLARA REHBER OLMUŞ

Avcı kuşlara muhtar olmuş,
İki kanada karşılık
İki yüz ile.

Ağaçları kesmiş
Ağaç yapmış
Küçük kuru dallardan
Kuşlar konsunlar diye.

Çiçekleri koparmış
Küçük ağaçlara bağlamış
Kuşlar şenlensinler diye.

Buğday gibi
Küçük küçük taşları
Tabaklara koymuş,
Kuşlar yesinler diye.

Kalemlerden direkler
Direklerden kuleler
Kulelerden viraneler
İnşa etmiş,
Kuşlar barınsınlar diye.

Kuru yapraklara,
Her birisi değişik
İmzalar atmış,
İki yüz ile
Hiç kimse bunu farketmemiş.

Zaman geçmiş
Kuşları tek tek avlarhen
Hakim, savcı dostum! diye
Öğünmüş.

Birçokları gibi
Çok geçmeden kuşlar da
Farketmişler gerçeği.
Bu yüzden
Başka diyarlara
Göç etmişler.
Oralarda
Ülkeler,
Güzel insanlar,
Ağaçlar,
Tabaklar içinde buğdaylar,
Rengarenk çiçekler bulmuşlar.

Onlar oralarda
Huzur içerisinde yaşarlarken
Avcı yalnız kalmış
Bulunduğu yerde.
İki kanada karşılık
İki yüz ile.

Üzeyir Lokman ÇAYCI


AMA NASIL ?

Bir umut,
Kutunun içine konuldu
Telefonun cevap vermiyor
Çok üzgünüm diye
Not düşüldü.
Kapakları kapatıldı,
Bir ambalajla sarıldı,
Renkli iple bağlandı
Üzerine adres yazılarak
Postaneye gidildi
Tartıldı,
Pul yapıştırıldı,
Parası ödendi
Ve eve gelindi.

Gözyaşlarıyla
Sevinç kurgusu
Tam bir gün hafta sürdü
Sonra postacının getirdiği
Bir gün kartla
Tekrar postaneye gidildi.
Gönderdiği kutu
Geri gelmişti.
Üzerine ise;
Belirtilen isim,
Adresinde bulunamamıştır
Yazılıydı.

Birçok araştırmadan sonra
Sevdiğinin uzaklara,
Çok uzaklara
Bir daha geri dönmemek üzere
Gittiğini öğrendi.

O elleriyle hazırladığı,
Bağladığı,
Ambalajladığı,
Postaladığı
Geri dönen
Üzerinde adres bulunan
Kutuyla baş başa kalmıştı.

Onun içinde hayat
Bir gün başka dönemeçten
Şekillenecekti
Ama Nasıl?

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Paris - 1991


DEVİR HIYARLARIN DEVRİ

Ben her zaman söylemişimdir
"Bir kapıyı dört kişi açamaz...
Ama bir köpek burnuyla
Açarak çekip gider..."
Hiç kimse
Buna şaşırmaz...
Devir hıyarların devri...

Makine
Çamaşırı yıkar,
İnsan vakit bulup
Kendini yıkayamaz...
Bazı kel kafalarda
Kıldan başka
Her şey bulunur,
Ama
İnsanlık bulunmaz...

Şatolarda
Padişahlar değil,
Tahta kurtları
Krallar gibi yaşarlar
Hiç kimse
Buna şaşırmaz...
Devir hıyarların devri...

Üzeyir Lokman ÇAYCI


ÇÖPÇÜ KARDEŞ

Çöpçü kardeş,
Sokaklara düşen
Umutları süpürme...
Bilirsin,
Gözyaşlarıyla kirlenmez
Caddeler...

Çoğu zaman
Acılar
İçlerinde kalır
İnsanların...
Onların
Evlerinden çıkmayan
Duygularını
Sen bilemezsin...

Yıllardır
Boşalttığın
Çöp kutuları
Şahittir duygularına...
Seni üzmesin
Sadece midelerini
Düşünenler...

Çöpçü kardeş,
Sakın yanlış anlama
Sözlerimi...
Amacım,
Seni küçük görmek değil...
Hiç farkım yok
Benim de senden...

Çöpçü kardeş,
Sokaklara düşen
Umutları süpürme...
Bilirsin,
Gözyaşlarıyla kirlenmez
Caddeler...

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Paris - 10.05.1999


GÜL ÇIKMAZI SOKAĞI

Kıskıvrak acılar saracak düşlerini
Dinle artık denizi
Gördüklerince.
Güneşin doldurduğu mavilikler var ya
Acılar orada uyurken
El ele
Günah taşıyacak geceler...
Göğü içecek gözlerin
Dayanamıyacaksın
Gül Çıkmazı Sokağı'nda
Bir kayboluşun uğultusuna.

Şiirler suskun olacak orada
Şarkılar ağlatacak seni
Kadehler kırılacak ellerinde
Düşünemiyeceksin
Ve sonra... bil ki
Bir daha Gül Çıkmazı Sokağı'nda
Göremiyeceksin beni...

Üzeyir Lokman ÇAYCI


VAROLUŞ ÜÇGENİ

Ben ve onlar
Köşelerindeyiz
Varoluş üçgeninin...
En fakiri benim
Çırılçıplak...
Acıların üstlerine basarak
Girmişim aralarına.

Etrafıma toplanmış
Kelebekler...
Büyütmek için beni
Güllerime konarak...

O zamanlar
Derin derin nefes almışım
Geleceğin gözlerinden sızan
Gözyaşlarına bakarak.

Adımı "hasret" koymuşlar
Eflatun renkli düşünceleri
Sıyırarak özümden
Güle benzesin diye.

Küçük adımlarımı
Taşımışlar mutluluklarına
Bu yetmemiş
Bakışlarımla ıslanmışlar
Uzatarak dudaklarını
Yanaklarıma.

"Anam... babam..." dedirtmek için
Uykusuzluklarını eklemişler
Yüreklerine
Sevgiden köprüler kurarak.

Ben ve onlar
Köşelerindeyiz
Varoluş üçgeninin...
En fakiri benim
Çırılçıplak...
Acıların üstlerine basarak
Girmişim aralarına.

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Paris - 14.11.2003

KAMYON

Dört yol ağzından fırlayan bir kamyon
Duvarlarında şekillendi Konya nın...
Bir görüntüsüdür bu
Zaman gibi
Yansıması içinde dünyanın...

Biraz iri
Biraz da kaba
Can simidi gibi girdi
Korkuların deryasına...

Gürültüden
Rengi değişti
Özünde sevgi olan bir gülün...
Bahçeydi yeri
Pazarın yazgısında
Anılardan acı bir tebessümün.

Üzeyir Lokman ÇAYCI
2002


GÜNAYDIN DEMEK
GEÇMEZ AKILLARINDAN

Dostluğun
Temel kuralları
Erirse eğer,
İhtiraslar baskın gelir
Göremezsiniz insanlığı...

Irkçılık şablon olur
İlişkilere.
Pörsür beraberlikler...
Günaydın demek
Geçmez akıllarından...

Kapılar kapanır
Şeffaflık kaybolur
Pusulalarında...

Görülür
Bütün profillerinden
Kabalıklar...
Çıkarcılık
Ön plana çıkar...
Uzaklarda kalır
Dostlukları...
Ve arkadaşlık türküleri...
Günaydın demek
Geçmez akıllarından...

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Magnanville
18.05.2000


GÜNDÜZ GECEDEN BAŞLAR

Timsahların oynaştığı yerlerde
Tavus kuşları da yaşar...
Gelincikler serpilir
Yollara...
Güneş düşlerimizde
Doğar...
Durmaz
Yıldızların
Şiirsel yansımaları...
Yığınlaşan sevinçler
İçimize sığar.

Seviyesinde ilişkilerin
Sıcaklığı yayılır...
Kırgınlıklar
Ve iç kapanıklıklar
Yer bulmaz
Yaşantımızda.

Ülkeleri aşar
Elmas gibi işlenen
Dostluklar...
Soluk alır güzellikler
Değer kazanır çağ.
Anlaşılmazlığı konuşulmaz
Varsayımların...
Düğümlenmez
Hukuk içinde hukuk
Aşılır ayrıntısı farklılıkların...
Koşarız
Düşüncelerimizle
Kuşkuları aşarak...

Biliriz
Zevklidir
Böylesine yaşamak...

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Mantes la Ville
05.04.2001


SAVAŞ DANSLARI

Devir değişti babalık
Adamlar savaş dansları yaparak
İşgallerle para kazanıyorlar...
Görmüyor musun yağmalamaları
Bombalamaları ?
Canın çıkıyor üç beş kuruş kazanacağım diye...
Senin alın terin şimdi ne işe yarar ?
Uzaklardan gelen
Tanklar geçiyor sokaklarından
Seni sorguya çekiyorlar niçin doğdun diye!
Bir şey diyemiyorsun...
Yakında bu gidişle hukuk dersleri de kaldırılacak
Okullardan.

İnsan hakları deniliyordu ya sağda solda...
Sen söylenilenlere inanma!
Görüyorsun ya her şey yerinde değil şimdi?

Devir değişti babalık
Silah tüccarları
İnşaat sektörleri
İdare ediyorlar ülkeleri
Bunu anlamayacak ne var
Savaşla satacaklar ürettiklerini!

Gel benim sözümü dinle!
İlerde çocuk acısı çekmemek için evlenme
Onların işleri hayalî düşmanlar üretmekle
Tehditle falan yürüyor...
Bu yolla küçük küçük ülkeleri "kurtarma" adı altında
Birer birer ele geçiriyorlar.
Siz birbirinizle döğüşürken
Onlar
Yeraltı zenginliklerinizi tüketecekler.

Geçmiş acılarla yüreğinize otururken
Ne desem ki size?
Artık biraz anlayışlı olun!
Adamların işlerini kolaylaştırmak için kendi halklarınızla
Kavgaları artırın!
Bir kaç gruba bölünün ki işleri kolaylaşsın onların!
Unutmayın ki çıkarlar sevgiyi yok eder
Sevgisiz bir toplumun ferdi olmak
Eğitimsiz bırakılmak onların tek isteği...
Aydınlıkta kalmak veya karanlıkta yaşamak
Sizin elinizde!
Biliyorsunuz güneş vaktinde doğar vaktinde batar...
Keserler sonra başını
Vakitsiz öten horozların!

Devir değişti babalık
Adamlar savaş dansları yaparak
İşgallerle para kazanıyorlar...
Görmüyor musun yağmalamaları
Bombalamaları ?

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Paris - 17.03.2003


KAVANOZ İÇİNDE BİR DÜNYA

Kavanoz içinde bir enkaz
Oyunlar cam gibi
Şeffaf...
Yürüyor onlar
Örümcek gibi,
Aşağıya sarkarak...
Dizine kadar kin içinde kinin...
Kapı değil
Sanki bir kapak
Üstünde sevginin...
Yetmedi kıvrım kıvrım uzanması
Bir yerlere...
Korku verdi
Tek başına
Büyüyen güllere...
Aşağı mahallelerde
Ses çıkaran kamyonlar...
Heykele benzeyen
Tabancalı adamlar...
Korku bir saplantı
Aç kuşun gözünde...
Sevgi bir işkence
Yeryüzünde...
Zaman
Masa başında eriyen kaygı ;
Adalet göz çapağı...
Eşitlik yapay bir gül
Yoksulun elinde...
Kardeşlik içi boş bir rüya
Garibin üzerinde...
Karanlık efsanesi
Elleri kanlı trenin...
Yangın... deprem
Ve gözyaşı malzemesi
Mahkemenin...

Kavanoz içinde bir enkaz
Oyunlar cam gibi
Şeffaf...
Yürüyor onlar
Örümcek gibi,
Aşağıya sarkarak...

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Mantes la Ville - 15.05.2001


İLK ADIMLARINI YÜREĞİME ATTILAR

İlk ağrı can-özümden bileklerime sarıldı
Çocuklarım küçük,
İlk adımlarını yüreğime attılar.

Yağmur pencere camlarından süzülüyor
Gelen var
Uzaklardan
İnsanlığının bilmem kaçıncı sensinde
Elleri kelepçeli...

Yıldızlar
Ağaçlardan düşen damlalarda pırıl pırıl
Ay bir gece için
Pusu kurmuş karanlıklarıma...

İlk ağrı can-özümden bileklerime sarıldı
Çocuklarım küçük,
İlk adımlarını yüreğime attılar.

Üzeyir Lokman ÇAYCI


HESAPLAŞMA

Üst üste yazılmış
Numaralar...
Kenarlarında
Bölme,
Çıkartma işlemleri,
Altlarında
"Hesaplaşma..." yazıları var.

Kelimelerin
Silgiyle
Kazınmış izleri...
Üstleri karalanmış
Rakamlar...
Ne yazık ki her ay
Otuz bir çekmiyor...

İnsan vücudunda
Gizlenmiş izler...
Tabloya yansıyan
Renkli kesimler...
Dillerinin ucunda
Kabarcıklar var.

Bir kenara atılmış
Boş sayfalar...
Günlerce
Çıkar için
Yapılan hesaplar...
Alt katlar
Üst katlar...
Çarpım tablosunda
Ağlatan sözler var...

Enflasyon ;
Hasta adamın çaresizliği...
Pahalılık ;
Zenginlerin idaresizliği...
Kağıt para onların ellerinde
Diğerlerinin ceplerinde
Bozuk paraları var...

Üzeyir Lokman ÇAYCI


SÜRÜKLENİŞ

O bir kadındı
Köhnemiş duygularıyla
Bir metrelik bez altında
Mutluluk arıyordu...

Zamanı tüketişini
İnsan sevmezliğini
Sanki bir kenara bırakmıştı.
Arkasından sürecek
Dedikodulara
Kulaklarını tıkayarak
Gözleri kapalı,
Uçurumlara doğru
Gidiyordu...

Kadınımsı istekler
Onu adeta
Bilinmezliğe sürüklüyordu
Halbuki zaman
Nice demirleri eritmiş
Nice kalpleri de demirleştirmişti...
O bunları bilmiyordu.

Seyirciler
Onun sürüklenişinde
Nefes almasını
Ve sır tutmasını
İyi biliyorlardı.

O aydınlıkta
Kirli izler bırakarak
Karanlığın içinde kayboldu.

Bir sürükleniş hikâyesi
Ardından
Uzun süre yankılandı.

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Monfermeil - 1995


KÜÇÜKTÜM
KÜÇÜCÜKTÜM

Küçüktüm
Küçücüktüm
Elime verdiler bir gülü
Yüreğimde büyüttüm...

Annem sevgi taşıdı bana
Bunları
Bakışlarımla sundum
Babama.

Okul
Arkadaşlar derken
Öğretmenlerle tanıştım...
Yazmayı, okumayı
Ve öğrenmeyi öğrenip
Bilgiye ulaştım.

Kuşları sevdim
Çiçeklerle anlaştım...
Kalemlerle
Kitaplarla iyi bir arkadaştım...

Sık sık resmini yaptım
Yaşadığım çevrenin...
Yılmaz savunucusu oldum
Ekolojik dengenin.

Küçüktüm
Küçücüktüm
Elime verdiler bir gülü
Yüreğimde büyüttüm...

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Mantes la Ville , 14.04.2004

Ben sensiz hiç bir yere
gitmeyeceğim

Ak dutum, biricik gülüm, çam ağacım
Özümde büyüyen goncam, ayçiçeğim
İçime serpilen sevincim, ilacım
Ben sensiz hiç bir yere gitmeyeceğim.

Baş tacım, sırdaşım, biricik yoldaşım
Sensiz ne haldeyim gör beni göztaşım
Beni büyüleyen aşkım, arkadaşım
Ben sensiz hiç bir yere gitmeyeceğim.

Üzeyir Lokman ÇAYCI
İstanbul - 1980

BİR TANEM

Şiir okudum, şiir yazdım sana
Duygularım senin için bir tanem
Ayrılık ölüm gibi geldi bana
Zor alıştım sensizliğe bir tanem.

Güzelliğinle rüyalarımdaydın
Seni içimde yaşattım bir tanem
Bakışlarınla hülyalarımdaydın
Zor alıştım sensizliğe bir tanem.

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Frankfurt - 1980

Gelin görün
ne haldeyiz?...

Kimimiz aşk için, kimimiz para için
Sonu belli olmayan yollara düştük
Anlatması oldukça zor
Gelin görün ne haldeyiz?...

Acılarla gurbeti yazdık; hasret ile gurbeti içtik
Çoğumuz uzaklarda kaldık, kendimizden geçtik
Duyurması oldukça zor
Gelin görün ne haldeyiz?...

Çocuklarımız sefil, ailelerimiz hasta
Anamız... babamız bizim için yasta
Söylemesi oldukça zor
Gelin görün ne haldeyiz?...

Dertsiz idik dertlendik, acılara katlandık
Hasret ile adlandık, özlem ile haklandık
Dayanması oldukça zor
Gelin görün ne haldeyiz?...

Genç idik yaşlandık, dinç idik sallandık
Baskılarla horlandık, tuzaklarla pullandık
Aşılması oldukça zor
Gelin görün ne haldeyiz?...

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Paris - 02.12.2004


gurbet çiçekleri