uzeyircayci.sitemynet.com
Üzeyir Lokman ÇAYCI

üzeyir çaycı
links
yakup yurt
mesajlar
les éditions
mes oeuvres
şiirlerim
mes poèmes
my poems
meine gedichte
concours
gök rengi
dergiler

yakup yurt



GÜZİN'İN YERİ

Uzun bir tatil gününün sonunda
Balkondan körfeze bakıyorum
Yorgun güneş yavaş yavaş batmakta
Bitkin de olsa durmak yok ona
Dönen dünya ile başı belâda.
Kırlangıçlar ötüşüyor uçuşarak
Marmara'dan esen meltemle
Sallanıyor kavaklar sarhoşçasına
Rakının dozunu kaçıran
Bıçkın köy delikanlısı misali
Hava temiz
Çevre sessiz
Umurbey güzel
Ama olmuyor yine de
Sensiz !..

Yakup YURT
Umurbey - 08 temmuz 1999

ÜZEYİR LE POETE

Tu suis la vie
De près
Tu observes tout
De tout ton coeur
Ensuite tu filtres tel le thé
Et pour finir
Tu nous racontes à nous
Gorgée par gorgée
Avec ta langue pure et aromatique
Dans le miroir
Des mots à toi
Nous nous voyons
Et nous rions
De notre situation à faire pleurer
Longue vie à toi
Nourris - nous de ton art
Brille dans les ténèbres
Eclaire notre avenir
Avec tes sentiments ...

Yakup YURT
Bruxelles, le 18.12.1999

FLASH INFO

L'irresponsabilité est omniprésente
La presse est sans commentaires
Les gens sont insatiables
Les foyers sont en mésentente
Les yeux sont sans sommeil
Les relations sont sans harmonie
Le futur est sans espoir

Les économies sont en faillite
Les coeurs sont fatigués

Les responsables passent
En face de la caméra
Et parlent
Bla bla bla.

Yakup YURT
Bruxelles
le 17.05.2000


GÜZİN' İN BAHÇESİ

Büyük oğlumuz bisiklete bindi gitti
Taze çıtır ekmek almaya
Sen mutfakta çay demliyorsun
Aşk meyvesi küçük oğlumuz uyuyor
Koltukta derin derin
Sabah saat dokuz çiçekler sulanıyor
Bahçede her yer serin
Bil bakalım karıcıgım
En güzel bahçe neresi ?
Ne Aytepe, ne Kızlarderesi
Sadece kâlbimin sana ait köşesi ...

Yakup YURT
Umurbey - 30 temmuz 1999

LES JOURS COMPTES

Une vie se divise en années
Les années en saisons
Le saisons en mois
Les mois en semaines
Les semaines en jours
En jours de bonheur
En jours de malheur
Pour tout le monde
Pendant que les secondes
S'ajoutent aux minutes
Et les minutes aux heures
Tantôt on pleure
Tantôt on rit
Et puis
Un beau jour
Alors qu'on attend
Encore des choses
On meurt.

Yakup YURT
Bruxelles
le 05.05.2000

CHANT ET BAISER

Un arbre dans le jardin
Une branche sur l'arbre
Un oiseau sur la branche
Un chant de l'oiseau
Tellement touchant
Plein de joie
Comme s'il était
Un baiser
Voluptueux
Venant de la bien-aimée...

Un banc dans le jardin
Un être humain sur le banc
Quelqu'un d'ordinaire
Comme toi, comme moi
Seul
Peut-être
Un peu plus ou moins
Que toi, que moi...
Dans son coeur des souvenirs
Et dans les souvenirs
Il y a la trahison
L'incompréhension
Et la séparation
En conséquence de cela.

Yakup YURT
Bruxelles, le 29.03.2000


Par amitié pour Moïse MARCE :

LA LOI DU PLUS FORT

Pour l'énergie nécessaire à l'industrie
Et aussi pour le chauffage domestique
A l'ouest de l'hémisphère nord
Industriel, développé et civilisé
Pauvre en ressources naturelles
Et à démographie déréglée,
On adore l'uranium et le pétrole
Le gaz naturel et l'immigration
Et d'autres matières premières
Venant du sud ensoleillé,
Des pays de gens à peau foncée
Des pays pauvres à dictatures variées
Dont les cerveaux fuient
Vers Bruxelles, Londres, Paris
Pour vivre en crevant de nostalgie !
C'est la règle imposée
Par le nouvel ordre économique
International
Encore et toujours
Basé sur la loi du plus fort !..

Yakup YURT
Bruxelles, le 11.09.99

Yakup Yurt

Yakup YURT

Qui est Yakup YURT ?

Yakup YURT est un poisson d'avril né en 1950 à Bursa en Turquie. Il a fait ses études primaires, secondaires inférieures dans son village natal. Ensuite, il a commencé les études secondaires supérieures au Lycée pour garçons de Bursa. Il a réussi les deux premières années de ce lycée pour entrer en terminale. Son père qui était arrivé en Belgique comme travailleur immigré clandestin en 1966 et qui avait fini par régulariser sa situation en 1967 a décidé de faire venir les siens auprès de lui. Ainsi, Yakup YURT est arrivé en Belgique francophone malgré lui au mois d'octobre 1967 en quittant le soleil pour la pluie. Comme il ne voulait pas subir le sort réservé à ses compatriotes par le système socio-économique occidental, il a décidé de continuer ses études en Belgique. Mais pour ce faire, avant toute chose, il devait apprendre la langue et la culture françaises comme il faut. C'était bien décidé et rien n'a pu l'en empêcher. Il a étudié de 1967 à 1979 et ses efforts ont été couronnés par une licence en Communication Sociale de l'Université Catholique de Louvain. Il s'est marié en 1982 avec Güzin, une fille de son village natal. Ils ont eu deux beaux garçons, à savoir le prénommé Cavit né en 1983 et le prénommé Onur né en 1985.
Il est traducteur et interprète assermenté près le Tribunal de Grande Instance de Bruxelles depuis 1981 pour les langues turque et française. Il a un bureau de traduction à Schaerbeek, en plein milieu du quartier turc de Bruxelles. C'est l'homme à qui on se confie, à qui on vient demander conseils psychologiques, administratifs et juridiques. C'est l'écrivain public. C'est un homme modeste, sans complexe, sans histoire. A la fois romantique et réaliste. C'est un homme bilingue, multiculturel, universel et amoureux des Arts et des Lettres. Comme les autres hommes, avec ses qualités et ses défauts.
Il sera très heureux d'avoir contribué par ses traductions au rayonnement de la sensibilité et de l'intelligence contenues dans les poèmes de son grand ami et poète Üzeyir Lokman ÇAYCI de Mantes la Ville.

Bruxelles, le 04 juin 1999


BENİM GÜNEŞ YÜZLÜ GÜZELİM

Her sabah yeniden doğan güneş yüzlüm
Bil ki gözlerinin sıcaklığı eritiyor beni
Sözlerinin derinliğinde yüzüyor gönlüm
Çok sık söylemesem de seviyorum seni

Her uyanışta yeni bir rüya başlıyor seninle
Bir mevsim değil bir ömür boyu seveceğim
O kadar uyumlu raks ediyorsun ki benimle
İkinci bir kâlbim olsa onu da sana vereceğim

Yakup YURT
Brüksel - 17.01.2000

KARDEŞİM HALİL

Koç burcunun aslan yiğidi olarak
Geldin dünyaya nisan elli yedide
Büyüdün günden güne kalplere dolarak
Yattığın vakte kadar selvi dibine.

Kısacık yaşamında aşırı yoruldun
Anlamak ne mümkün neşe doluydun
Durmak istemedin kendinden kaçtın
Ailene ve çevrene mutluluk saçarak.

Umurbey mezarlıgı temmuzda bile serin
Gözler nemli duygular yoğun ve derin
Yakup ağabeyinden sana koca bir aferin
Ölümü asil boyutlarda yaşattığın için.

Yakup YURT
Umurbey - 09 temmuz 1999

İNSANLIK ONURUNUN BEDELİ

Versailles adliyesi duruşma salonunda
Bir Fransız yargılanıyor
Bir Türk şaire yaptığı ırkçılık nedeniyle
Fransız jandarması bile Türk'ten yana
Basın ve izleyiciler merak ediyor kararı
Yargılanan Fransız suçlu
Yargılayan hakim adil ve güçlü
Dâvacı Türk'e soruyor maddi talebini
Şair diyor : "O benim onurumu yaraladı
İnsanlık defterimizi karaladı
Versailles Sarayını satsalar
Ödenemez bir damla gözyaşım
Atasözü "damlaya damlaya göl olur der"
Onu sembolik bir Frank cezaya çarptırın
Bu bana yeter !.."
Derin bir sezsizlik oldu salonda
Fransız kızardı utancından
Fakirin anlam dolu intikamı
Tablo oldu asıldı
Duruşma salonuna
Özgürlük
Eşitlik
Kardeşlik
Barıştılar kararı duyunca

Yakup YURT
Brüksel - 24 haziran 1999

YEŞERSİN ÇİÇEKLER

Bugün günlerden ne
Kaç yaşıma girdim
Aynalara kızmaya hakkım yok
Yeni bir yaş daha derken
Kaç kez baktım saatime
Geçen yaşamımda
Kaç kez düşündüm
Yaşamın nasılda su gibi
Akıp gittiğini
Kaç defa umutlu adımlarla bastım
Ayaklarımı yere
Karşıdan karşıya geçerken
Uyumak dışında neler yaptım
Yatakta
Kaç kuralla boğuştum beynimde
Kaç defa umutlu başladım
Yeni güne
Kendi varlığımdan şüphe ederken
Yeni neslin tohumlarını attım
Bilinçsizce
Hatalarıma hatalar ekledim
Benciller kıskandılar
Kentimiz yabancılaştı bizlere
Körebe oynadık yalnızlıklarda
Gören gözlerimizle
Belli olmayan yarınlara
Yol alıyoruz
Tutkular akıllara egemen
Bilinçsizliğin içinde
Yok olmaya yüz tutan "bilgi"
Yeter artık çık göklere
Umutlarımızı çiz inci dizer gibi
Aydınlık yağdır
Yeşersin çiçekler...

Yakup YURT
Brüksel, 08 Eylül 2003

İNSANOĞLU VE DOĞA

İnsanoğlu doğaya armağan bir varlık
Doğa cömert davranıyor konuğuna
Ovasıyla, dağıyla, güneşiyle, suyuyla
Sev beni, say beni diyor kendince
Bazen eserek efil efil, bazen gürleyerek
Bazen ağlayarak, yağan yağmurla !

Çok bencil olma, fani olduğunu bil
Sadece benim baki olduğumu unutma
Ne denli hızlı koşsan da tutamazsın beni
Yolun sonuna yaklaşıyorsun yavaş yavaş
Ömrün bitince yine döneceksin sineme
Ve yine ben örteceğim üstünü senin !

Yalnız değilsin üzerimde yaşayan
Hayvan, bitki, insan bütün canlılar
Mantıklı beslenin güzelliklerimden
Oburluk etmeyin, hepinize de yeterim
Azalsın bütün acılarınız paylaştıkça
Çoğalsın mutluluklarınız var oldukça!

Yakup YURT
Brüksel - 14.09.1999

DÜN VE BUGÜN

Öylesine mutluyduk, mutsuzluğumuzun bilincinde değilken
Harun gibi zengindik, fakirliğimizin farkına varıncaya dek
Apollon gibi güzeldik, yapay beslenmediğimiz zamanlar
İnanılmaz cömerttik, o yoksulluğu paylaştığımız günlerde
Daha sağlıklıydık sanayilerin çevreyi kirletmesinden önce
Yürürdük patikalardan el ele çiçekli yaylalardan geçerek

Herşeyin ölçüsünün para olduğu küçülen dünyamızda
Teknolojik oyuncaklar ile paylaşıyoruz yalnızlığımızı
Nitelikli insanlar sefil dolanırken önümüzde arkamızda
Ekranlardan taşan cazibeler köreltiyor gözlerimizi
Durmadan konuşsak ta kimse duymuyor sözlerimizi
Ömür tüketiyoruz televizyon karşısında kanal seçerek!

Yakup YURT
Brüksel - 23.10.1999

Yakup YURT