|
Par amitié pour Moïse MARCE :
LA LOI DU PLUS FORT
Pour l'énergie nécessaire à l'industrie
Et aussi pour le chauffage domestique
A l'ouest de l'hémisphère nord
Industriel, développé et civilisé
Pauvre en ressources naturelles
Et à démographie déréglée,
On adore l'uranium et le pétrole
Le gaz naturel et l'immigration
Et d'autres matières premières
Venant du sud ensoleillé,
Des pays de gens à peau foncée
Des pays pauvres à dictatures variées
Dont les cerveaux fuient
Vers Bruxelles, Londres, Paris
Pour vivre en crevant de nostalgie !
C'est la règle imposée
Par le nouvel ordre économique
International
Encore et toujours
Basé sur la loi du plus fort !..
Yakup YURT
Bruxelles, le 11.09.99
Qui est Yakup YURT ?
Yakup YURT est un poisson d'avril né en 1950 à Bursa en Turquie. Il a fait ses études primaires, secondaires inférieures dans son village natal. Ensuite, il a commencé les études secondaires supérieures au Lycée pour garçons de Bursa. Il a réussi les deux premières années de ce lycée pour entrer en terminale. Son père qui était arrivé en Belgique comme travailleur immigré clandestin en 1966 et qui avait fini par régulariser sa situation en 1967 a décidé de faire venir les siens auprès de lui. Ainsi, Yakup YURT est arrivé en Belgique francophone malgré lui au mois d'octobre 1967 en quittant le soleil pour la pluie. Comme il ne voulait pas subir le sort réservé à ses compatriotes par le système socio-économique occidental, il a décidé de continuer ses études en Belgique. Mais pour ce faire, avant toute chose, il devait apprendre la langue et la culture françaises comme il faut. C'était bien décidé et rien n'a pu l'en empêcher. Il a étudié de 1967 à 1979 et ses efforts ont été couronnés par une licence en Communication Sociale de l'Université Catholique de Louvain. Il s'est marié en 1982 avec Güzin, une fille de son village natal. Ils ont eu deux beaux garçons, à savoir le prénommé Cavit né en 1983 et le prénommé Onur né en 1985.
Il est traducteur et interprète assermenté près le Tribunal de Grande Instance de Bruxelles depuis 1981 pour les langues turque et française. Il a un bureau de traduction à Schaerbeek, en plein milieu du quartier turc de Bruxelles. C'est l'homme à qui on se confie, à qui on vient demander conseils psychologiques, administratifs et juridiques. C'est l'écrivain public. C'est un homme modeste, sans complexe, sans histoire. A la fois romantique et réaliste. C'est un homme bilingue, multiculturel, universel et amoureux des Arts et des Lettres. Comme les autres hommes, avec ses qualités et ses défauts.
Il sera très heureux d'avoir contribué par ses traductions au rayonnement de la sensibilité et de l'intelligence contenues dans les poèmes de son grand ami et poète Üzeyir Lokman ÇAYCI de Mantes la Ville.
Bruxelles, le 04 juin 1999
BENİM GÜNEŞ YÜZLÜ GÜZELİM
Her sabah yeniden doğan güneş yüzlüm
Bil ki gözlerinin sıcaklığı eritiyor beni
Sözlerinin derinliğinde yüzüyor gönlüm
Çok sık söylemesem de seviyorum seni
Her uyanışta yeni bir rüya başlıyor seninle
Bir mevsim değil bir ömür boyu seveceğim
O kadar uyumlu raks ediyorsun ki benimle
İkinci bir kâlbim olsa onu da sana vereceğim
Yakup YURT
Brüksel - 17.01.2000
KARDEŞİM HALİL
Koç burcunun aslan yiğidi olarak
Geldin dünyaya nisan elli yedide
Büyüdün günden güne kalplere dolarak
Yattığın vakte kadar selvi dibine.
Kısacık yaşamında aşırı yoruldun
Anlamak ne mümkün neşe doluydun
Durmak istemedin kendinden kaçtın
Ailene ve çevrene mutluluk saçarak.
Umurbey mezarlıgı temmuzda bile serin
Gözler nemli duygular yoğun ve derin
Yakup ağabeyinden sana koca bir aferin
Ölümü asil boyutlarda yaşattığın için.
Yakup YURT
Umurbey - 09 temmuz 1999
İNSANLIK ONURUNUN BEDELİ
Versailles adliyesi duruşma salonunda
Bir Fransız yargılanıyor
Bir Türk şaire yaptığı ırkçılık nedeniyle
Fransız jandarması bile Türk'ten yana
Basın ve izleyiciler merak ediyor kararı
Yargılanan Fransız suçlu
Yargılayan hakim adil ve güçlü
Dâvacı Türk'e soruyor maddi talebini
Şair diyor : "O benim onurumu yaraladı
İnsanlık defterimizi karaladı
Versailles Sarayını satsalar
Ödenemez bir damla gözyaşım
Atasözü "damlaya damlaya göl olur der"
Onu sembolik bir Frank cezaya çarptırın
Bu bana yeter !.."
Derin bir sezsizlik oldu salonda
Fransız kızardı utancından
Fakirin anlam dolu intikamı
Tablo oldu asıldı
Duruşma salonuna
Özgürlük
Eşitlik
Kardeşlik
Barıştılar kararı duyunca
Yakup YURT
Brüksel - 24 haziran 1999
YEŞERSİN ÇİÇEKLER
Bugün günlerden ne
Kaç yaşıma girdim
Aynalara kızmaya hakkım yok
Yeni bir yaş daha derken
Kaç kez baktım saatime
Geçen yaşamımda
Kaç kez düşündüm
Yaşamın nasılda su gibi
Akıp gittiğini
Kaç defa umutlu adımlarla bastım
Ayaklarımı yere
Karşıdan karşıya geçerken
Uyumak dışında neler yaptım
Yatakta
Kaç kuralla boğuştum beynimde
Kaç defa umutlu başladım
Yeni güne
Kendi varlığımdan şüphe ederken
Yeni neslin tohumlarını attım
Bilinçsizce
Hatalarıma hatalar ekledim
Benciller kıskandılar
Kentimiz yabancılaştı bizlere
Körebe oynadık yalnızlıklarda
Gören gözlerimizle
Belli olmayan yarınlara
Yol alıyoruz
Tutkular akıllara egemen
Bilinçsizliğin içinde
Yok olmaya yüz tutan "bilgi"
Yeter artık çık göklere
Umutlarımızı çiz inci dizer gibi
Aydınlık yağdır
Yeşersin çiçekler...
Yakup YURT
Brüksel, 08 Eylül 2003
İNSANOĞLU VE DOĞA
İnsanoğlu doğaya armağan bir varlık
Doğa cömert davranıyor konuğuna
Ovasıyla, dağıyla, güneşiyle, suyuyla
Sev beni, say beni diyor kendince
Bazen eserek efil efil, bazen gürleyerek
Bazen ağlayarak, yağan yağmurla !
Çok bencil olma, fani olduğunu bil
Sadece benim baki olduğumu unutma
Ne denli hızlı koşsan da tutamazsın beni
Yolun sonuna yaklaşıyorsun yavaş yavaş
Ömrün bitince yine döneceksin sineme
Ve yine ben örteceğim üstünü senin !
Yalnız değilsin üzerimde yaşayan
Hayvan, bitki, insan bütün canlılar
Mantıklı beslenin güzelliklerimden
Oburluk etmeyin, hepinize de yeterim
Azalsın bütün acılarınız paylaştıkça
Çoğalsın mutluluklarınız var oldukça!
Yakup YURT
Brüksel - 14.09.1999
DÜN VE BUGÜN
Öylesine mutluyduk, mutsuzluğumuzun bilincinde değilken
Harun gibi zengindik, fakirliğimizin farkına varıncaya dek
Apollon gibi güzeldik, yapay beslenmediğimiz zamanlar
İnanılmaz cömerttik, o yoksulluğu paylaştığımız günlerde
Daha sağlıklıydık sanayilerin çevreyi kirletmesinden önce
Yürürdük patikalardan el ele çiçekli yaylalardan geçerek
Herşeyin ölçüsünün para olduğu küçülen dünyamızda
Teknolojik oyuncaklar ile paylaşıyoruz yalnızlığımızı
Nitelikli insanlar sefil dolanırken önümüzde arkamızda
Ekranlardan taşan cazibeler köreltiyor gözlerimizi
Durmadan konuşsak ta kimse duymuyor sözlerimizi
Ömür tüketiyoruz televizyon karşısında kanal seçerek!
Yakup YURT
Brüksel - 23.10.1999
|